Skip to content Skip to left sidebar Skip to right sidebar Skip to footer

Malazgirt Tarihçesi

          (Malazgirt Savaşı) Büyük Selçuklu  Sultanı Sultan Alparslan 1063 yılında hükümdar olduktan sonra kardeşi Melik Yakuti 1064  yılında Van Golü çevresindeki havzaya kuvvetleri ile birlikte  yerleştirir. Daha sonra 1065–1067  yıllarında da büyük kumandanlarından Afşin Bey’i Anadolu’nun birçok şehirlerine  sefere gönderir. Afşin Bey 1068 de Önce  Tiflis’i arkasın­dan Kars ve Ani’yi  fetheder. Akıncıların bir kısmını da Trabzon yakınlarına yollayarak  oradaki Gürcülerin Müslüman olmalarını sağlar. Bu durum Bizans İmparatorluğunu dehşete sokar. Ve bunun üzerine dünyanın en büyük  ordularından biriyle Anadolu’daki  yeni başlamış Türk fetihlerini dur­durmak  ve Türkleri ortadan kaldırmak için bir Bizans  ordusu meydana getirerek sefer hazırlıkları­na İstanbul’dan başlanır. Hazırlanan bu orduda Bizanslardan başka  Oğuz ve Peçenek Türkleri, Normanlar, F renkler – Almanlar- İskandinav’lar ve daha birçok Milletlerden oluşan paralı askerler vardı. Bizans Ordusu Kayseri yakınlarına geldi­ğinde Afşin Bey’in İdaresindeki Türk akıncı Kuvvetlerinin başlıca kumandanları Ahmet Sah, Uvakoğiu.  Adsız Çavhoğhi. Arslantaş, Türkmen Dilmaşoğlu Mehmet. Sanduk Bey. Artuk Beş  Gevherayin, Tarakoğlu. Mansur ve Yakuti Bey’ler bulunuyordu.   Askerliği  ve yönetimi ile tanınmış bulunan Romenos Divogenes zeki ve cesaretli  bir hükümdar olarak Bizans ordusunun başında bulunmaktadır. Kayseri  önlerinde Bizans ordusundan geri çekil­mek zorunda kalan Türk akıncıları  Malatya’da Ermeni General Fileteros’un yönetimindeki Bizans ordusunu imha  ettiler. Bu sırada Sultan Alparslan Mısır seferi hazırlıkları içerisinde  olup, toplamış olduğu ordu ile Önce Halep’i. Kilikya’yi ve daha sonra da Mısır’ı fethetmek üzere  1070 yılında Azerbaycan üzerinden Van Gölü  havzasından sefere karar verdi, ayni  yılda Bizans ordularının başkomutanı  General Komnahos. Afşin Bey’in yönetimindeki  10.000 kişilik akıncı Türk Ordusuna Feci bir şekilde yenilerek geri çekilmek  zorunda kaldılar. Gelişen olaylar İmparator Romenos Diyo-genes’i daha da  kızdırıyordu. 1070 yılında Sultan Alparslan Anadolu’ya gelerek amcası Tuğrul  Bey’­in olmadığı çok Müstahkem Malazgirt  Kalesini almak için Savaş Plânları  yapıyordu. Alparslan’ın ordusu Mısır seferinde iken Halep yakınlarında İmparator Romenos Diyogenes’in Malatya’yı ge­çerek Malazgirt’e doğru 200.000 kişilik ordusuyla  hareket ettiğini duyunca Halep  seferinden vazge­çerek Diyarbakır, Bitlis üzerinden Ahlât dolayları­na gelerek Bizans Ordusunu Malazgirt ovasında karşılamayı düşünen Sultan Alparslan ordusunu geri çevirir. 13 MART 1071 yılında Halep’ten  Malazgirt’e hareket eden Alparslan’ın idaresindeki Türk Ordusu sırasıyla Dicle, Fırat. Diyarbakır. Urfa, Sürt ve Bitlis’i geçtikten sonra Ahlât’a  gelir. Ordu karargâhını Ahlat’ın Kuzey  yamaçlarındaki tepeler üzerine kurmuştu. Sultan Alparslan bütün komutanlarını toplayarak Savaş planını hazırlamaya başlar.   Sultan  Alparslan atının kuyruğunu bağlar ve beyaz kaftanım giyer, ordusunu bir hilâl  şeklinde savaş düzenine sokar. Sağ ve sol kanatlarında en güvendiği  yağız komutanlar Savtekin, Afşin Bey, Gevheraym, Tarnakoğlu gibi değerli  Komutanla’-Ağustos ayının 26 ncı günü şafağın sökmesiyle birlikte iki ordu, dünyama  bir kere daha şahit, olmayacağı bir şekilde çetin bir muharebeye tutuşurlar.  Bizans Ordusunun ön saflarında 50.000 zırhlı asker bulunmaktadır.   Alparslan’ın  ordusu önce hücum eder ve daha sonra savaş planının gereği olarak orta cenah  geri çekilmeye başlar. Alparslan’ın yenilip kaçtığını sanan Bizans  ordusu dağınık bir şekilde hücuma geçerken sağ ve sol uçlardaki Türk  komutanlar; Bizans Ordusunu Büyük bir çember içerisine alarak imha  hareketine girişir.   Bizans Ordusunda mevcut Oğuzlar, Kıpçaklar, Peçenekler ve Türkmenlerden oluşan paralı Asker­lerde Alparslan’ın ordusunun saflarına geçince İmparator,  Romen Diyojen’in en çok güvendiği Ermeni asıllı General Tarakanyotez  askerleri ve birlikte İmparatoru yalnız bırakarak kaçar. Diğer taraftan Bizans  ordusunun Başkomutanı Generaj Kommenos esir düşmüştür. 200.000 kişilik dev bir ordu gün  batmadan tamamen yok olmuştur. Frenklerden, Almanlardan ve İskandinavlardan oluşan paralı askerlerde canlarım kurtarmak için Malazgirt’in Güneydoğusundaki o zaman  bataklık halde olan Zehva Ovasına doğru kaçmaya başlar.   Bu arada Alparslan’ın büyük  komutanlarından Savıekmile veziri Nizamülmülk’ü Malazgirt Kalesi etrafında ve  Malazgirt Ovasında karargâh kurmuş Bizans İmparatoruna elçi olarak  gönderip boş yere kan dökülmemesi ve bir Sulh yapılarak her iki komutana ait  orduların kendi topraklarına çekil­mesi teklifinde bulunur.   Ancak Romen Diyoien, Sultan  Alparslan’ın barış teklifini reddetiği gibi elçilerini de hakaretler­le kovmak  ister. Bu arada elçi Saftettin İmparator Romen Diyojen’e “Bizans’ın  yenilgi görmemiş komutanını Mert bir Asker olarak tanırdık. Yoksa bize yanlış mı  anlattılar,” demesi üzerine İmparator Romen Diyojen Türk komutanı  Savtekin’i bu sözlerinden dolayı kutlar. Bunun berine Romer Diyojen  “Sultanınıza söyleyin, ben kendisi ile barışı ancak Rey Şehrinde kabul  edeceğim. Ordum İslahan’da hayvanlarında Hemedan’da kışlaya-çaktır.”  şeklinde mübalağalı konuşması üzerine Alparslan’ın elcisi Komutan Saftekin  cebaber, şöyle söyler, “hayvanlarınızın Hemedan’da kışlayacağından eminim, ama sizin nerede kışlayacağınızı bilemem”.   Sultan  Alparslan Savtekin’in ve büyük Vezir Nizamül Mülk’ün bu şekilde dönmesini  zafer bekliyordu. Son  bir Kez daha beylerini ve komutan­larını  toplayarak savaş planım ve ordunun moral durumunun gözden geçirir. Bir tarafta 50.000 kişilik ölümü koltuğuna alan Selçuklu ordusu, diğer taraftan para karşılığında canını verecek 200.000 asker ve bir o kadar da yedek yardımcı kuvvetler Malazgirt ovasında savaşın son hazırlıklarını tamamlarlar.   İmparator da kaçan bu paralı askerler arasındadır. Alparslan’ın  komutanlarından Afşin Bey ve idaresindeki ordu sürekli olarak onları takip ederler Bu arada Bağdat tan  gönüllü olarak Alparslan m saflarında savaşa katılan genç köle Sadi. Bizans’ın mağrur  İmparatorunu Zehva ovasında bataklıklar arasında kaçarken esir olarak yakalar.